• BIST 90.009
  • Altın 145,788
  • Dolar 3,6175
  • Euro 3,9278
  • Sakarya : 12 °C

Anneler Günü - İslamda Peçe ve Burka

Anneler Günü - İslamda Peçe ve Burka
Eski Sakarya Vaizi, Emekli İmam Hatip, Araştırmacı Yazar Hasan Karagüzel; bu Cuma yazısında Anneler Günü ve İslam'da Peçe konularını ele aldı

Bu yıl 11 Mayıs 2014 (önümüzdeki Pazar günü) ANNELER GÜNÜ dür.

Anneler gününe, anneleri ilgilendiren farklı bir yönü ele alarak giriş yapmak istiyorum.

Peçe kelimesi İtalyanca "pezzeto"dan gelmektedir. İslam öncesi Araplarda peçeye karşılık olarak burku', nikab, lisam, nifam gibi kelimelerin kullanıldığı söylenmektedir.

Rivayetlere göre kadınlara ek olarak, Ukaz panayırına gelen zengin erkek tüccarlar da yol kesicilerin onları mağdur etmelerini önlemek amacıyla tanınmamak için peçe örterlerdi. Dolayısıyla yüz örtmek kadınlara has olmayıp, can tehlikesi taşıyan tüccarların da yaptığı bir şeydi.

BURKA' İran, Afganistan, Pakistan ve bazı Arap ülkelerinde, bazı Müslüman kadınların giydiği, yüzü ızgaralı peçe, bedeni torba çarşaf şeklinde dış giysi. Genellikle üç rengi var mavi, siyah kül rengi.

Burka vakti zamanında Afganistan'da saray haremindeki kadınların halkın içine çıkarken güzelliklerini saklamaları için kullanılan bir giysi olarak ortaya çıkmış. Köylerde fazla rağbet görmemiş.

Öyle ki, tecavüzlerin çoğalması burkanın olmamasına bağlanmıştır.

Taliban yönetimi zamanında Afganistan'da giyilmesi zorunlu hale getirilmişti.

Görüldüğü gibi burkanın başlangıcı tehlike üzere bina edilmişti.

Zannedersiniz ki Müslümanlar azgın haldedir, nefislerine hâkim değildir.

Müslümanları azgın teke gibi göstermeye kimsenin hakkı yoktur.

Peki, tehlike olmadığı ortamlarda kadın neden peçe takar?

Ne yazık ki bunu İslam'a mal ederler.

Peçenin Kuranda ve sünnette yeri yoktur.

Kadın dendiğinde hemen fitne akla gelmektedir.

Kadın da fitnedir, hatta şeytandır, o halde fitneden kaçınmak için görünmemelidir.

İnanın, tek sebep budur.

Müslüman bir bayanın yüzünü açık tutmasının fıtrat bozukluğu olduğunu iddia edenler var.

Hac ve namazda İslam yüz açmayı vacip kılmışken, bu iki rükûn da yüzü açmanın, insanın tabiatını bozup, onu günaha götürdüğü nasıl söylenebilir? Bu ne şaşkınca bir akıl yürütmedir!

Müslüman bazı ülkelerde kadınların Burka giymelerinin İslam diniyle ilgisi yoktur.

Bunun için bir kaynak bulamayanlar hemen takvayı öne sürerler.

Bu zavallılar, Peygamberimizin hanımlarından daha mı takva sahibidirler?

Böyle olan ülkelerde demokrasi uygulandığı takdirde burkanın da tarihe karışacağı bir gerçektir.

Kadınların hangi kıyafetleri giyebileceği yüzyıllardır tartışılıyor. Ekonomik ve sosyal kalkınmışlık düzeyi üst seviyelerdeki batı dünyasında, kadınlar toplumsal özgürlük sahasını sonuna kadar kullanabiliyor.

Türkiye 1980'li yıllardan bu yana kadınların giyimini tartışan ve son zamanlarda devrim niteliğinde iyileştirmeler olmuşsa da Türkiye buna hazır olmadığı için her alanda bir serbestlik olamamıştır maalesef.

İnsan hak ve özgürlüklerinden, insan hürriyetlerinden sırası geldiğinde dem vuranlar buna hala kafayı takmışlardır. Kadınlara tanınan bu özgürlüğü hazmedemiyorlar maalesef.

"Kadınlara bu hakkı tanımak" ifadesi de bence saçmadır.

Kim ne oluyor ki kadınlara bu hakkı tanımak veya tanımamak yetkisine sahip olabiliyor?

Bu iş kadınları ilgilendirdiğine göre erkeklere ne oluyor da başkasının kadınının nasıl giyineceği kararını verme yetkisini kendinde görebiliyor?

Bu bir sapıtmadır.

Beri taraftan İslam dini kadının yüzünü örtmesi gibi bir kural koymamıştır. Kadınlar islam adına aldıkları yanlış bilgiler ve çevrelerinden gelen baskılar ya da gelenekler nedeniyle bu tip kıyafetleri giymek zorunda kalıyor.

Kutsal topraklardaki hac görevi sırasında bile kadınlarla erkeklerin yan yana yürüdüklerini ve kadınların yüzlerinin açık olduğunu unutmamalıyız.

Hatta mesela, ihramlı olan kadının yüzünün örtülmesi keffareti (ceza) gerektirir.

Arabistan da kadının araba kullanması yasaklanırsa Fransa'nın burka ve çarşaf giyilmesi ve peçe takılmasını yasaklama hakkı doğar.

Çarşaf bir yana burka veya peçenin yasaklanmasında içindeki insanın kimliğinin gizlendiği, kadın mı erkek mi belli olmadığı, bu durumun da terör olaylarına sebebiyet vereceği öne sürülüp yasaklanmasını kimse yadırgamamalıdır.

Bundan dolayıdır ki Fransa'nın burka ve peçeyi yasaklamasını anlayışla karşılamak gerekir.

Sözüm yalnız burka ve peçenin yasaklanmasıyla ilgilidir. Aksi halde Fransa'nın diğer İslami giysileri yasaklamasını asla tasvib edemem.

Fransa'daki kimi sözüm ona aydınlar, Türkiye'de kadınların kapanmaları yönünde baskı altında olduğunu savunarak konunun uluslararası platformlara taşınması gerektiğini ileri sürmüş olmaları da bir sapıtmadır.

Türkiye'de daha fazla ekonomik ve sosyal kalkınmanın sağlanması halinde örtünme konusuna bu kadar yoğunlaşma (konsantre) olunmayacağı açıktır.

Gerek İslam öncesi gerekse sonrası dönemde bazı kadınların gözlerini kapamaksızın yüzlerini örttükleri nakillerden anlaşılmaktadır. Ancak bu amel ibadet değil âdettir. Çünkü ibadet nassla sabit olur. Mümin hanımlar evde ve dışarıda, toplumun bir üyesi olarak faaliyet içinde olacaktır; bu da el ve yüzlerinin açık olmasını gerekli kılmaktadır, bunların da kapatılması halinde kadınlara daha fazla yük verilmiş olacaktır, din bunu istememiştir.

Her ne kadar "Peçe dinî emir değil âdettir." desek de,

...وَلَا يُبْدِينَ زِينَتَهُنَّ إِلَّا مَا ظَهَرَ مِنْهَاۖ ...

"Görünen kısımları müstesna olmak üzere, ziynetlerini teşhir etmesinler." (Nur, 24: 31) ayetini yorumlayan bazı âlimler, kadınların yüz ve ellerini de örtmeleri gerektiği görüşünü benimsemekte ve bu ayetle birlikte görüşlerini Kur'an'dan ve hadisten kendi bakış açılarını desteklediklerini düşündükleri deliller getirerek desteklemektedirler. Pakistan, Hindistan, Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinden âlimlerin de bir kısmı bu doğrultuda görüş belirtmektedir.

Bu görüşe sahip olanlar yanlış yoldalar zira Peygamberimizin (as) uygulamaları ve hanımları en güzel örnek olarak önümüzde durmaktadır.

Peki, açık saçıklar için bir sözünüz yok mu derseniz?

Bırakın Müslüman hanımını, herhangi bir bayanı reklam aracı yapmayı, cinsel obje yerine koymayı şiddetle reddediyor, lanetliyorum.

Araba lastiği reklamında, sakız reklamlarında vs bayanların vücutlarının kullanmasına öteden beri bir insan olmanın ve imanımın gereği isyan ediyor, kınıyorum.

Kendilerini bu şekilde kullananlara ses çıkarmayan sözde aydın kadınları da anlayamıyorum.

Kapanan kadına irticacı, örümcek kafalı, gerici,

Alabildiğine açılan kadına ise cömertçe soyunan diyenlere kadın haklarından dem vuran derneklerden anneler gününde bir ses bekliyorum.

Anneler gününde kadın derneklerimizin bu duruma işaret etmelerini yıllarca bekledim, ümitli olmasam da bekliyorum.

Peçe takanları kınarken gerdanlığını açıkta bırakanların, göğüs yırtmacını ortaya koyanların, sırtını açık bırakanların yaptığı yanlışı görmezden gelmek hatta teşvik etmek asla tasvib edilemez.

Kadınların, yüzünü peçe veya benzeri şeyle örtmeleri gerekmeyeceğini, bunun islamın emri olmadığını Kuranı merkeze koyarak ifade ediyorum.

Ahzâb Suresinin 52. ayetinde Peygamber'e (as) hitaben şöyle buyrulmaktadır:

....لَا يَحِلُّ لَكَ النِّسَاء مِن بَعْدُ وَلَا أَن تَبَدَّلَ بِهِنَّ مِنْ أَزْوَاجٍ وَلَوْ أَعْجَبَكَ حُسْنُهُنَّ

"Bunlardan sonra başka kadınlar almak ya da bunları boşayıp da yerlerine başkaları ile evlenmek sana helal olmaz; güzellikleri hoşuna gitse bile ..." ( 33/ Ahzab 52).

Bir insan; ancak yüzünü gördüğü kadının güzelliğinden hoşlanacağından bu ayet, kadının yüzünün görülebileceğini göstermektedir. (Ebubekr el-Cessâs, Ahkâmu'l-Kur'ân, Dâru'l-Kitâbi'l-Arabî, Beyrut, 1335 h., c: 3, s. 316.)



Bir gün Halife Ömer (ra) hutbede, "Dikkatli olun, kadınların mehirlerini artırmayın." dedi. Bunun üzerine yanakları esmer kırmızısı bir kadın, hemen söze karıştı ve şöyle dedi: "Bu, senin görüşün mü; yoksa Peygamber as. dan mı duydun? Biz, Allah Teâlâ'nın kitabında senin söylediğinin aksini buluyoruz. Allah Teâlâ, şöyle buyuruyor:

وَإِنْ أَرَدتُّمُ اسْتِبْدَالَ زَوْجٍ مَّكَانَ زَوْجٍ وَآتَيْتُمْ إِحْدَاهُنَّ قِنطَارًا فَلاَ تَأْخُذُواْ مِنْهُ شَيْئًا أَتَأْخُذُونَهُ بُهْتَاناً وَإِثْماً مُّبِيناً

"Eğer bir kadını boşayıp yerine başka bir kadını almak istiyorsanız, ilkine kantar yükü altın vermiş de olsanız hiçbir parçasını geri almayın." (Nisâ, 4/20)

Ömer (ra), bir ara şaşkınlaştı ve şöyle dedi: "Herkes Ömer'den daha anlayışlı; evlerindeki kadınlar bile..."

Bu kadının yanaklarının esmer kırmızısı olduğu belirtildiğine göre demek ki kadının yüzü kapalı değildi.

Bırakın kadının yüzünün haram olduğunu iddia etmeyi, kadının sesinin namahrem olduğunu iddia edecek kadar hoca denen cahiller var aramızda.

Bu konuda damdan düşenlerdenim ben.

Neden derseniz, vaizlik görevinden ayrılmama dair sebeplerinden birisidir bu.

Yıl 2013, Orhan Camideki vaazımın konusu KADIN HAKLARI.

Vaazımda kadın haklarını incelerken tabi ki kadın sesinin namahrem olmadığını söylemem gerekirdi.

Bunu söyledim ve aksi inancın doğru olmadığını ifade ettim.

Merkezi sistemle bu ifadem Çaybaşı köyünden hatırını kıramayacağı birisi vasıtasıyla bir iş için İstanbulda olan zamanın Sakarya il müftüsüne şikâyet edilir.

Müftü, alel acele yardımcısını ( H. B.) arar, o de beni.

Ben ise müftünün İstanbuldan dönmesini, konunun onunla görüşülmesi gerektiğini söylerim.

Müftü (A. Ş.), sözümün tavzih edilmesini ister.

Ben ise doğru söylediğimi iddia ederek:

Ne yani, kadın sesi haram mı diyeyim diyerek geri adım atmam.

Aramızda münakaşa vs. ve bundan sonra vaazlarıma müdahaleler başlayınca 32 yıllık görevimin ardından kendi isteğimle emekliliğimi isterim ve 29 / 07/ 2004 tarihinde 1. Derecenin 4.kademesinden emekli olurum.

İyi ki olmuşum.

Zira bu anlayışa sahip çok görevli var bu camiada.

Uydurulan din değil, indirilen dini anlatmaya ömrümün sonuna kadar devam edeceğim.

Değerli okurlarım, bu yıl 11 Mayıs Pazar ANNELER GÜNÜ vesilesiyle bir başka yönden kadınımızı inceleyelim dedim.

Kadınların kişiliklerini değil, dişiliklerini ön plana çıkaran, onları bir sex objesi olarak gören zihniyeti anneler günü vesilesiyle kınıyorum.

Eli öpülesi annelerimizin her günü anneler günüdür,

Anneliğin gerçek duygusuna sahip olanları sevgi ve saygı ile selamlıyorum.

09 Mayıs 2014

Bu haber toplam 1158 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Akyazı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0264 418 10 04 | Faks : 0264 418 10 04 | Haber Yazılımı: CM Bilişim