• BIST 75.727
  • Altın 129,876
  • Dolar 3,4745
  • Euro 3,6641
  • Sakarya : 9 °C

Algıyı Yönetebilmek

Merve Yazıcı

Algıyı Yönetebilmek

Mutluluk hep çok uzaklarda, ulaşamayacağımız bir yerlerde sanırız değil mi? Hatta mutluluk içimizde, sen nasıl düşünürsen o kadar mutlusun gibi cümleleri fazlaca duymuş veya okumuşuzdur çoğumuz. Ben öyle düşünce gücüne filan inanmıyorum. Ben, düşünceleri yönetebilme gücüne inanıyorum, mutluluk algılarımızı yönetebilmek kadar uzağımızda diyorum.

Bir süredir algı yönetimiyle ilgi yaptığım araştırmalarda gördüm ki algıyı yönetmek oldukça basit yöntemlerle mümkün. Algı yönetimindeki en büyük sır “nefes”. Adeta sihirli bir etkiyle zincirleme bir şekilde tüm organlarımıza dokunan nefes, bütün düşüncelerimizi, öfkemizi, nefretimizi kontrol edebilecek güçte.

Hani hep denir ya, “bu dünyada alacağımız nefes belli, ötesi yok. Ne eksik, ne fazla”. Aynen öyle diyorum bende işte. Düzenli, yavaş ve sakin olarak aldığımız nefes, bütün vücudumuzu dengeye sokuyor. Hızlı hızlı alıp verdiğimiz nefes ise gün be gün ömrümüzü tüketiyor. Bu sıralar okuduğum çok güzel bir kitabın bu konuda şöyle bir yaklaşımı var “nefes hangi organla alınır? Burun değil mi? O halde burnunuzla hamburger yemeye çalışmadığınız gibi, ağzınızla da nefes almaya çalışmayın”. Bu yaklaşım aslında doğru nefes alıp vermenin nasıl yapılacağı ile ilgili bize  ilk adımı gösteriyor. Burundan 4 adımda alınıp, 8 adımda verilen nefes egzersizi ile ilginç ama vücudumuz dengeleniyor. Yalnız şöyle bir yanılgıya düşmesin kimse, çok sinirlendim hadi nefes egzersizi yapıp şu durumdan kurtulayım. Hayır! Her gün 10 dakika düzenli olarak yapıp bir iki hafta geçmeden çare beklemeyin. Bu gün yemek yemiyim diyor musunuz? Veya bu gün susuz yaşayım? Bu egzersiz de yemek, içmek kadar önemli hayatınızda. Zihin, beden ve ruh sağlığınız için önemli bir reçete veriyorum size daha ne düşünüyorsunuz.

Nefes alıp verme şeklinizin zaman içinde yavaş ve sakin olarak devam ettiğini hissettiğinizde, algılarınızın da aynı şekilde değiştiğini fark edeceksiniz. Sakince alınıp verilen nefesin salgıladığı hormonlarla etrafınızda olup bitenlere verdiğiniz tepkilerin, onları algılama şeklinizin nasıl değiştiğine şahit olacaksınız. İşin temeli zaten algıları yönetmekti.

Algı olayını biraz daha incelersek, sizi çok mutlu eden bir haber aldığınızda sokakta sırıtarak yürüdüğünüz bir günü hayal edin. Her şey nasılda toz pembe geliyordu değil mi? Sanki sizi sinirlendirecek hiçbir şey yoktu o gün. Her gün park yeri bulamamaktan yakınan siz, kolayca park yeri bulmuştunuz sanki. Ya da servisiniz her gün sizi bekletirken o gün ne kadar da çabuk gelmişti değil mi? Peki ya evden sinirli bir şekilde çıktığınızda etrafta olup bitenler? Tüm dünya birleşmiş sizi sinirlendirmek için uğraşıyor gibi, yerdeki çöpten, ağaçtaki meyvelere kadar her şey ama her şey sinirlenme sebebi. Algılarını ve hatta başkalarının algılarını yönetebilenler dünyaya hakim olmayı başaran liderler olarak karşımıza çıkar genelde.

Bakınız Hitler. Almanya’nın ekonomik sıkıntılar içinde olduğu dönemlerde ortaya çıkıp tüm Almanların dünyayı ve Alman olmayı algılayışını öyle bir yönetmiştir ki, Alman toplumu Hitlerin yaptığı tüm yıkım ve katliamlara gözü kapalı itaat etmiştir. Amerika’nın Irak’ girmeden önce yokedeceğini söylediği kitle imha silahları, bu kirli oyunlarla kirlenen Amerikan algısını düzeltmek için Obama’nın Müslüman olduğuna dair çıkarılan söylemler ve daha binlercesi ile tüm güç algıyı yönetebilenlerin elindedir aslında. Hatta bir durup incelerseniz artık savaşların bile silahlardan çok, algı yönetimleri ile kazanıldığını fark edeceksiniz.

Biz Osmanlı torunları, Avrupa’nın ve Amerika’nın yeni yeni keşfettiği algı yönetimi örneklerini aslında çok öncelerden biliyor ve uyguluyorduk. Kanuninin bir sefer sırasında öldüğü halde, askerlerin devletin güçten düştüğü algısına kapılmamaları için, Kanuninin öldüğünün sır gibi gizlenmesi tarihimizde müthiş bir algı yönetimi örneğidir.

Dünyayı değiştirecek gücü olan algı yönetiminin, kendimizde değiştireceklerine hadi gelin bir bakalım. Bir deneyelim ne kaybederiz ki…

Bu yazı toplam 760 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Akyazı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0264 418 10 04 | Faks : 0264 418 10 04 | Haber Yazılımı: CM Bilişim