• BIST 107.882
  • Altın 143,804
  • Dolar 3,5304
  • Euro 4,1439
  • Sakarya : 26 °C

17 Aralık sonrası…

Zihni Açba

Adeta freni patlamış bir kamyon gibi nereye gittiğini bilmez bir halde bir yerlere sürükleniyoruz sanki. 17 Aralık sonrasında bir günümüzde dahi “Bu normal bir gelişmedir…” diyebileceğimiz bir olaya şahit olmadık. Her şey öylesine anormal ki normalin nasıl olduğunu unuttuk. Çok basit bir deneyle herkesin bu gerçeği görmesi mümkün. Herhangi bir gazetenin 17 Aralık 2013 tarihinden önce herhangi bir günde yayınlanmış sayısını elimize alıp, göz gezdirelim. Sayın Başbakan’ın veya herhangi bir AKP yetkilisinin bugün ülke gündemini işgal eden meselelerde etkin rol oynayan kişi ve kurumlara dair herhangi bir beyanına göz atalım. Bir de aynı kişinin 17 Aralık sonrasında herhangi bir tarihte yine aynı kişi veya kuruma yönelik bir beyanını alıp, kıyaslayalım. İnanıyorum ki; siyahla beyaz kadar birbirine zıt değerlendirmelerle karşılaşacağız. 
Eğer Sayın Başbakan’ın veya hükümet yetkililerinin bu halleri sadece kendilerini veya mensubu oldukları siyasi yapılanmayı etkileyen bir hâl olsaydı “Bize ne?” der, geçerdik. Ancak bu hal hem bahse konu yetkililerin şahıslarını ve ailelerini ve hem de mensubu oldukları siyasi yapılanmayı çok çok aşmakta, ülkenin gerçekten de freni patlamış bir kamyon gibi bilinmeyen bir meçhule doğru sürüklenmesine sebep olmaktadır.
Hele bir de bu halin sebebi olarak “Paralel Devlet” diye hayali bir yapılanmayı gösterip, sözüm ona bu paralel yapılanmaya savaş açmak adına devletin temel dinamikleriyle oynamak, önüne geleni “Çete, ajan, vatan haini, işbirlikçi… vs.” gibi ithamlarla aşağılamak, hiçbir fayda sağlamayacağı gibi ülkenin ve milletin geleceğine dair umutlarımızı karartmaktan başka da bir işe yaramamaktadır. Yapılan ve yapılmaya çalışılan uygulamalar, yargı ve bürokrasi içerisinde yapılan azil, yer değiştirme ve görevden almalar, asla izahı yapılamayacak boyutlara ulaşmıştır. 
Özellikle iktidar kanadından yapılan açıklamalar ve verilen demeçlerde usul, tarz, ölçü diye bir standart kalmamış, kendileri gibi düşünmeyen herkes adeta düşman ilan edilmektedir. Toplumsal ortak değerler tümüyle ayaklar altına alınmakta; din, iman, ahlak, namus, şeref kavramları yerlerde sürünmektedir. 
Bir Başbakan Yardımcısı kalkıp Tv. Ekranlarından yetmiş milyon insanın gözlerinin içine baka baka, “Biz varsak siz de varsınız, biz yoksak siz de yoksunuz…” diye birilerini açıktan tehdit edebilmekte; bir bakan hem de ülkenin asayiş ve güvenliğinden sorumlu bir bakan kalkıp, adeta ağzından kin ve nefret kıvılcımları saçarcasına, “Siz kimsiniz ulan! Biz sizin ağababalarınızı yendik…” gibi sokak ağzıyla nara atmakta. 
Yahu! Allah aşkına bir yetkili çıkıp söylesin. 17 Aralık bir hırsızlık, yolsuzluk ve usulsüzlük operasyonu mudur, değil midir? Yani, o operasyonda yakalanan veya hakkında yakalama emri çıkartılıp da yakalanamayan isimler arasında hırsızlık, yolsuzluk ve usulsüzlük yapanlar var mıdır, yok mudur? Eğer iktidar sözcülerinin iddia ettiği gibi devlet içerisine çöreklenen bir çetenin hükümete karşı bir darbe girişimi ise bu çetenin varlığını o güne kadar fark edemeyen aymaz bir anlayışa, bir milletin geleceği nasıl teslim edilebilir? Sözü edilen bu paralel yapılanma dışında halihazırda mevcut iktidarla işbirliği içerisinde olan iç ve dış kaynaklı başka paralel yapılanmalar da var olabilir mi? Eğer var ise ortaya çıkartılmaları için bugün itham edilen cemaat yapılanması gibi onlarında gelecekte bir gün mevcut iktidarla bir menfaat çatışmasına girmeleri mi beklenecek?
 

Bu yazı toplam 618 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Akyazı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0264 418 10 04 | Faks : 0264 418 10 04 | Haber Yazılımı: CM Bilişim