• BIST 93.469
  • Altın 227,564
  • Dolar 5,7332
  • Euro 6,5830
  • Sakarya : 17 °C

1. Dünya Savaşı'nın Yıldönümünde Adapazarı'nın Direnişi..ve Akyazı

1. Dünya Savaşı'nın Yıldönümünde Adapazarı'nın Direnişi..ve Akyazı
28 Temmuz 1914'te başlayan 1. Dünya Savaşında Adapazarı'nın direnişi ve Akyazı'nın rolü TV264'ten Caner ÖZKOÇ derledi...

TV264 - Caner ÖZKOÇ 

104 yıl önce başlayan İlk Dünya Savaşı'nın yıl dönümüne girerken Osmanlı Devleti'nin yenilgisinin ardından başlayan Kurtuluş Savaşı sürecinde Adapazarı'nın Yunan Ordusu'na karşı direnişi ve Adapazarı'nın ilk Kuva-yı Milliye Kumandanı Eşref Sencer Kuşçubaşı'nın hayatından kesitleri sizler için derledik...
 
ADAPAZARI'NIN DİRENİŞ ÖYKÜSÜ
 
Adapazarı'nın Kurtuluş Savaşın da önemli bir yeri vardır. Ali Fuat Cebesoy, Sırrı Bey, Hasan Cavit Bey, Çerkez Sait Bey, Koçzade Mahmut Bey, Metozade Hüzeyin Efendi, Abdurahman Bey, Cevat Bey, Kaymakam Tahir Bey, İbsiz Recep, Osman Kaptan, Kazım Kaptan, Halit Molla gibi pek çok kahramanımız Kuva-i Milliye hareketine sağladıkları yardım ve destekle milli mücadelenin şerefli tarihinde yer almışlardır.
 
Mustafa Kemal Paşa 9. Ordu müfettişliğine atanmış ve 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkmıştı. Havza ve Amasya genelgelerini yayınlayıp kongreler yaparak Kurtuluş Savaşı'nı başlatmıştı. 
 
Adapazarı kazasında ilk millî müfrezelerin kurulmasında yöredeki resmi devlet görevlileri ile halkın önemli katkıları olmuştur. Kuva-yı Milliye hareketini destekleyecek olan Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyetleri Adapazarı, Geyve ve Hendek kazalarında kısa sürede kuruluşunu tamamlayarak faaliyete geçmişlerdir.
 
Kuva-yı Milliye'nin Adapazarı, Geyve ve Hendek kazalarında giderek genişlemesi, işgalci Yunan birliklerini ve işbirlikçilerini harekete geçirmiş; Yunan ordusunun desteğinde faaliyet gösteren yerli Rum ve Ermenilerin kurdukları çeteler bölgede terör havası estirmeye başlamışlardır. Yunan ordusundan maddi manevi destek alan Rum ve Ermeni çeteleri, bölgedeki otorite boşluğundan yararlanarak civardaki Türk köylerine karşı gasp ve yağmalama hareketine girişmişlerdir. 
 
Adapazarı kazasının 26 Mart 1921 tarihinde Yunan ordusu tarafından işgalinden sonra yerli Rum ve Ermeni çetelerinin gasp, yağmalama, öldürme, ırza geçme vb. hareketlerinde daha da artış gözlenmiştir.
 
Yunanlıların ve işbirlikçilerinin Adapazarı kazasındaki bu sindirme hareketi 21 Haziran 1921 tarihine kadar yaklaşık 4 ay devam etmiş; bu tarihte Türk ordusu tekrar bölgede denetimi ele geçirmiş; Yunanlıları bölgeden uzaklaştırmıştır.
 
Yunanlıların yerli işbirlikçileri Rum ve Ermeni çeteleriyle bölge halkı üzerinde yaptıkları maddi-manevi tahribat, uzun yıllar tesirini gösterdiği gibi, hafızalardan silinmeyecek izler de bırakmıştır.
 
KUVA-YI MİLLİYE'NİN ADAPAZARI'NDAKİ FAALİYETLERİ VE KARŞI HAREKETLER
 

Adapazarı'nda Kuva-yı Milliye teşkilatının kurulmasında Adapazarı Belediye Başkanı Fahri, Müderris Harun Efendi, Adil Hasan, Mehmet Sıtkı, Emekli Binbaşı İsmail Hakkı, Yüzbaşı Ramiz, Hopalı Yüzbaşı Rauf, Trabzonlu Doktor Yüzbaşı Raif, Gebze'den gelen Dr. Fahri Can, iş adamı Metozade Hüseyin, Ömer Faik, Fabrika müdürü Necmettin ve Dava Vekili İbrahim Beyler yer aldı. 
 
Kurucu grup teşkilatın kurulmasının ardından Mustafa Kemal Paşa'ya da bağlılık telgrafı çekti. Daha sonra Adapazarı milli komutanlığını üzerine alan Kuşçubaşı Eşref Bey de Adapazarı'na gelerek, Kuva-yı  Milliye Teşkilatın'ın kurulmasında rol aldı ve teşkilatın kumandanlık vazifesini üstlendi. 
 
'DİRENİŞİN MASRAFLARI ZENGİNLERDEN KARŞILANACAK'
Adapazarı Kuva-yı Milliye Kumandanı Kuşçubaşı Eşref Bey'in Kuva-yı Milliye'nin masraflarının zenginlerden toplanacak paralarla karşılanacağı yolundaki beyan ve uygulamaları bazılarının tepkilerini çektiği gibi, bir müddet sonra burayı terk etmesine de neden oldu. 
 
Nitekim, Kuşçubaşı Eşrefe yönellik bu hareket bir müddet sonra Kuva-yı Milliye'ye karşı bir tavır haline dönüşerek, işbirlikçilerin ve bölgeyi terkeden zengin kesiminin destekleriyle Düzce ve Bolu bölgesindeki bir takım ayaklanmalara zemin hazırladı.
 
 
HENDEK VE GEYVE'NİN MÜCADELEYE KATKISI
Adapazarı'nda olduğu gibi, Geyve ve Hendek'te de Kuva-yı milliyeyi destekleyecek Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyetleri kurulmuştu.
 
Geyve'de Hafız Fuat (Çelebi) Efendi'nin başkanlığında Kaymakam Hazım Bey, Jandarma komutanı Esat Bey, Burhanettin Çelebi, Rıza (Şahin) Bey, ve Sefer Bey'lerin katılmasıyla Kuva-yı milliye teşkilatı kurulmuştu.
 
Hendek'te ise, Rauf Bey'in önderliğinde Şefik Kahvecioğlu, Hacı Mehmet Dinçer, Molla Mehmet Keskin, Muallim Arif Beyler Kuva-yı milliye teşkilatını kurdular ve İstanbul hükümetiyle bağlarını kestiklerini, Temsil Heyetine çektikleri telgrafla bildirdiler.
 
Kuva-yı milliyenin Adapazarı, Geyve ve Hendek kazalarında gücünü göstermesi gerek işgalci düşmanın, gerekse işbirlikçilerinin dikkatini çekmiş, onları karşı önlemler almaya yöneltmişti.
 
Bu sırada Akyazı bölgesinde ortaya çıkan Talustan Bey'in İstanbul hükümeti desteğiyle başlattığı isyan başarılı olamamış; fakat, 1920 ilkbaharında başlayacak olan ayaklanmalara zemin hazırlamıştı.
 
Adapazarı'nın ilk Kuva-yı Milliye Kumandanı Eşref Bey'in hayatı...
 
Eşref Sencer Kuşcubaşı 1873 yılında İstanbul'da doğdu. Babası Mustafa Nuri Bey, Kafkaslardan gelmiş bir Çerkes idi. Ailesi Ruslar bölgeyi işgal edince Kafkaslardan ayrılarak Bursa yakınlarında bir çiftliğe yerleşti. Eşref Bey'in babası Mustafa Nuri Bye, sarayın Kuşçu Ocağı'na alınmış ve yıllar sonra Sultan Abdülhamit tarafından Kuşçubaşılığa terfi ettirilmiştir.
 
Eşref Bey, Sultan Abdülhamit'in emriyle Kuleli Askerî Lisesi'ne, buradan sınıf arkadaşlarının örgütlediği harekete karışınca Edirne'ye sürgüne gönderilmiş; daha sonra İstanbul'a dönmüş, liseyi bitirmiş ve Mekteb-i Harbiye'ye girmiştir. Harp okulunda okuduğu sırada Jön Türkler'le ilişkisinden dolayı Sultan Abdulhamid Han tarafından Hicaz'a sürgün edildi. 
 
Burada zindandan kaçarak padişaha karşı ayaklanma başlattı. Meşrutiyet'in ilan edilmesiyle başlattığı isyanı sonlandırdı. Daha sonra arkadaşlarıyla birlikte kurduğu Teşkilat-ı Mahsusa isimli istihbarat örgütüne katıldı. 
 
1911 yılında Trablusgarp'a giderek Enver Paşa ile beraber direnişte yer aldı. 1912 yılında yaşanan II. Balkan Savaşı'nda Çorlu, Tekirdağ, Malkara, Hayrabolu ve Edirne'nin kurtarılmasında büyük rol oynadı. 
 
Birlikleriyle Batı Trakya'yı da ele geçirerek, burada Batı Trakya İslam Cumhuriyeti'ni kurdu. 1. Dünya Savaşı'nın başlamasının ardından Teşkilat-ı Mahsusa'nın Arap Yarımadası'ndan sorumlu başkanı olarak göreve başladı. İngilizlere karşı başlatılan Kanal Harekatı'nda savaştı. 
 
40 KİŞİ İLE 20 BİN KİŞİLİK ORDUYA KARŞI SAVAŞTI
 

1918 yılında Hayber'de Faysal'ın 20 bin kişilik birliğine karşı 40 kişilik grubuyla beş saatten fazla çarpıştıktan sonra yaralı olarak esir düştü. Daha sonra birliğiyle birlikte Malta'ya sürgün edildi. 
 
İngilizlerle imzalanan esir değiş-tokuş anlaşmasında serbest bırakılmıştır. Kısa bir süre sonra da Anadolu'ya geçerek Milli Mücadele'ye katıldı. Kurtuluş Savaşı'nda Ali Fuat Paşa komutasında Geyve Cephesi'nde görev yapmış, Adapazarı yöresinde Kuvayımilliye'nin kurulmasıyla teşkilatın bölgedeki kumandanı olmuştur. Kuvayi Milliye örgütleriyle birlikte Yunan kuvvetlerine karşı savaştı.
 
EŞREF BEY'İN HAİN İLAN EDİLMESİ VE ÖLÜMÜ 
 
Daha sonra Çerkes Ethem'in Türk kuvvetlerine isyan etmesinin ardından onunla birlikte Yunanlılar'a sığındı. 
 
Yunan ve İngiliz iş birlikçisi olması iddiasıyla, Çerkez Ethem'le birlikte vatandaşlıktan çıkarılarak ülkeye girişi yasaklandı. 
 
1938 yılında çıkartılan genel bir afla Türkiye'ye döndü. 1964 yılında İzmir'de bulunan çiftliğinde vefat etti. 

Bu haber toplam 751 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Akyazı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0264 418 10 04 | Faks : 0264 418 10 04 | Haber Yazılımı: CM Bilişim